Son Dakika
DOĞU TÜRKİSTANLI EĞİTİMCİ ABDULVELİ EYYUP İLE SOHBET (5. VE SON BÖLÜM)

DOĞU TÜRKİSTANLI EĞİTİMCİ ABDULVELİ EYYUP İLE SOHBET (5. VE SON BÖLÜM)

This post has already been read 576 times!

Doğu Türkistan’da Türk çocuklarına  kendi dillerinin  anaokulu’nda bile öğretilmesi  yasak.
Bakın,Türk olmamız bizim elimizde değil. Allah’ın  lütfettiği  bir takdir. Türklük Allah’ın  verdiği bir davadır. Çünkü Allah bizi Türk yaratmıştır.Bunu değiştirmek bizim veya başakasının elinde değildir.Bizim bu davadan vazgeçmemiz asla mümkün değilidir. Bu, Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin de bir suçu değil Elbette.

Çin’de uzun süreden beri tek çocuk politikası olduğunu biliniyor. Çin’in Azınlıklar olarak tanımladıkları Uygur Türkleri ve Tibetliler için de iki çocuk kontenjanı tanındığı ileri sürüyor. Şimdi Çin herkes için iki çocuk politikasına geçtik deniyor. Ancak son 30 yıllık Çin’in kendi nüfus sayımlarına baktığımızda etnik Han nüfusu oran olarak azalmamış aksine artmış. Çin’de Han bölgelerinde tek çocuk politikası, Doğu Türkistan ve Tibet’teki azınlık bölgelerindeki çift çocuk politikası kadar sert uygulanmadı mı?

Çin,Uygurları Etnik Olarak imha Etmek İçin Her Yolu Deniyor.

Öncelikle Çin’de şöyle bir hatalı  uygulama  var. Eğer Han Çinlilerinde çocuk sayısı  tek çocuktan iki çocuğa çıktıysa o zaman Uygur Türkleri için de çift çocuk politikasını gevşetmeleri lâzım. Üç veya dört çocuğa izin vermelidirler. Aslında bu etnik Çinliler için zaten uygulanmayan bir durumdu.Bu yasa ile bu gizli ve olağan uygulamayı yasal hale getirmiş oldular. Tek çocuk politikası Çinlilere çok gevşek uygulandı ve göz yumuldu ve görmemizlikten gelindi. Halbuki Müslüman Uygur kadınlarını cezalandırma ve hapse atma tehdidiyle 8 aylık bebeklerini dahi kürtaja tabi tutarak aldılar. Çin’in yaptığı bu uygulama düpedüz bir cinayettir. Doğu Türkistan’da doğum kontrölü ve çocuk denetimi Çin bölgelerine veya etnik Çinlilere göre çok daha sıkı takip edilir ve uygulanır. Çin yönetimi’nin bu Nufüs ve Doğumu takip için özel Nüfus ve Doğum Kontrol Bürosu var. Bunların başka işleri yoktur.En küçük köye kadar gidip kadınları denetliyorlar. Benim bir akrabam bu büroda çalışıyordu. Yaptığı tek iş, devletin kendisine tahsis ettiği araç ile köyleri dolaşarak Uygur Hanımların hamile kalıp kalmadıklarını denetlemektir. Devletten izinsiz ve Kota fazlası hamile kalan kadınları kürtaj için hastaneye götürüyorlar ve zorla bebeklerini alıyorlar.

Tamam. Diyelim ki bu devlet politikası. Anlayabiliyorum. Ama doğum kontrolü cebri yapılamaz. Vatandaşlar eğitim, teşvik ve ikna edilerek yapılır ve uygulanır.

Etnik Han Çinlileri ve onların yaşadığı bölgeler her açıdan daha rahat ve özgür
Doğu Türkistan’da sadece doğum kontrolü uygulamasında değil, her alanda ve hayatın her safhasında ve yasaların uygulanmasında daha sıkı ve daha baskıcı  yöntemler kullanılır.Çin yönetimi bu Ülke’de etnik ayırımcılık yapıyor. Buna karşılık etnik Çinliler ve onların yaşadığı bölgeler her açıdan Doğu Türkistan’a göre çok daha serbest ve rahattır . Doğu Türkistan’dan merkezi Çin’e giden bir Uygur Türkü buradaki serbestlik ve özgürlüğe adeta özenirler ve imrenirler. Merkezi Çin bölgelerinde Doğu Türkistan’daki kadar devlet ve Polis baskısı yoktur. Daha serbest ve rahat yaşıyorlar. İbadetlerin ifasi, namaz kılma ve Camiye gitmek için her hangi bir yasak ve engelleme yoktur.
Bir ara Uygur Türkleri dini ibadetlerini ve hayatlarını serbestçe devam ettirebilmek için Çin’in iç bölgelerine göç ettiler. Çin yönetimi bunu da  hemen  yasakladı. Çünkü,Uygurlar gittiği her yere dinini, dilini, kültürünü, milli kimliğini  beraberinde götürdü. Assimile olup  yok olmadılar ve dönüşmediler.
Eski’den Pekin’de yüzlerce yıl öncesinde kurulan iki Uygur ( Doğu Türkistanlılar) mahallesi vardı. Sonra Komünist Çin devleti bunları yıktı ve ortadan kaldırdı. Bu durum Çok da kötü oldu. Biz bu mahallelerde kurduğumuz,Camiler,Restoranlar ve alış veriş yapılan dükkanlar ile dinimizi,dilimizi, yemek kültürümüzü tanıtabiliyor idik. Yanı bu mahalleler Çinliler ile bir çeşit diyalog kurma ve tanışmamıza aracılık yapıyordu. Çinlilerle Uygurlar arasındaki önyargı yıkılıyor ve ortadan kaldırılıyordu. Güzel bir dialog ve tanıtma ve tanışma ve irtibat aracı olarak işlev görüyordu.Örneğin ABD’de Çinlilerin kalabalık yaşadığı San Fransisiko gibi şehirlerde mesela Chinatown(Çin Mahalleri) var. Neden Pekin’de de bir Doğu Türkistan mahallesi olmasın?

Çin’de internet üzerinde yönetimin kesin ve büyük bir sansür uygulaması vardır. İlham Tohti’nin hüküm giymesinin en önemli nedenlerinden biri de Uygurlar için bir site açmış olması değil midir ?

Çin’de internet polisi Bütün Kişisel iletişim ve Erişimi Kontrol Ediyor.

Çin’de internet var. Ama,geogle ve facebook gibi global erişimler ve siteler yasak. Uygurların vicdanı Doç.Dr.İlham Tohti uygur.biz diye bir site açmıştı. Çin devleti için  bu site bölücülük suçlamasının en büyük kanıtlarından biriydi . Bilgisayarı açtığınız da google, facebook ve twitter’a giremezsiniz. Bu sosyal ağlar  05 Temmuz 2009’daki Urumçi katliamından sonra yasaklandı.
Çin’in kendi arama motorları ve sosyal medya platformları var. Burada Uygur Türkleri için anadilde eğitim ve özgürlük istiyorum deseniz ne oluyor? Tutuklanır mısınız?
Büyük ihtimalle tutuklarlar. Çin’de internet polisi var. Sayısı yüz binlerce olarak ifade ediliyor. Ben bir örnek vereyim. Çin Polisi Kaşgar’da beni çağırdı ve kendisi bizzat bana bir kontrol ve izleme odasını gösterdi. Çok büyük bir salonda 30-40 kadar polis oturmuş bilgisayarın başında. İnternet polisi. Çalışıyorlar ve görevlerini yapıyorlardı. Çok şaşırmıştım. Kaşgar şehir merkezi’nın 300 bin. nüfusu var. Bunlar Sadece Kaşgar şehrini denetleyen İnternet polisleriydiler.
Ben Açtığım Okul Kanunsuz Olarak Kapatılınca bunu protesto için kaleme aldığım yazı’yı internet Sitesinde yayınlamıştım. Metni yayınladıktan sonra Polis derhal beni çağırdı yayınladığım yazıyı gözdağı ve tehdit için bana gösterdi .

Tayland Uygur Türkleri Sinan Oğan
Geçen yıl yaz aylarında Tayland’a pek çok Uygur Türk’ü iltica etti. Türkiye’de bunların Ülkemize alınması için mitingler oldu ve Çin yönetimi de protesto edildi. Hükümeti duyarsızlıkla suçlayanlar da oldu. Bu Uygur mültecilerden bir kısmı Türkiye’ye getirildi. Ama 09 Temmuz 2015’te 109 Uygur Türkü mülteci Çin’e iade edildi. Çin yönetimi bu mülteciler daha Tayland’ta iken, kafalarına çuval geçirdiler ve bunu bütün dünya’ya teşhir ettiler. Ancak.,Çin’in bu insanlık dışı tutumu bütün dünya’dan büyük tepki aldı ve nefretle karşılandı. Bu insanlara ne oldu sizce?
Çin Beni Tutukladığında Benim de kafama Çuval Geçirdiler
Bu duruma kadar çok üzülüyorum ki. O insanlar hakkında hiçbir bilgim olamadı. Ama ben Çin’de hapis yattığım için onların durumunu çok iyi tahmin edebiliyorum. yaşadım çünkü.. Çin hapishaneleri çok ama çok kötü.Bunu bir insan asla hayal bile edemezsiniz. Çünkü,böyle Hapishaneler Çin’den başka hiç bir ülke’de yok,diye düşünüyorum. Allah hiç kimsenin başına vermesin ve buralara düşürmesin. değil Uygur Türkü; Çinlilerin de başına gelmesin. Türkiye’de filimlerde gördüğüm kadarı ile Hapishaneler Çin’dekilere göre otel veya misafirhane gibi geliyor bana. Türkiye’de mahpuslar , kitap okuyabiliyor ve kitap yazabiliyorlar. Çin’de bunların hiç birisi mümkün değildir. Her şey yasak… Aylarca yakınlarınızla görüşmek bir yana, onlara bile haber ulaştıramıyorsunuz. O uçaktaki kardeşlerimizin başındaki çuvalları gördünüz. O çuvalları bana da giydirdiler. 15 aylık bir hapis cezası için bu yapıldı. Üstadımız İlham Tohti bu koşullar altında müebbet hapis cezasını çekiyor.Allah ona sabır ve dayanma gücü versin.

Türkiye’de yaşayan bütün insanlar görüşü ne olursa olsun ( Milliyetçi, Solcu yada İslamı değerleri öne çıkaran Kardeşlerimizi olsun.) ırkı,dini.dili ve rengi ne olursa olsun, ezilen halklar veya mazlum Müslümanlar konusunda çok duyarlı. Ama kimse Doğu Türkistan’daki Çin baskısı,zulmü,etnik ayırımcılığı ve dini,ırkı soykırım uygulamalarını yeterince görmüyorlar. İşin ilginci de bazı kendisini “Bağımsızcı veya sözde Ulusalcı “ olduklarını iddia edenler bu zulmü ve soykırımı görme yerine diasporadaki Doğu Türkisten ve Uygur Milli mücadelesini küresel güçlerin Çin devletine karşı tezgahlanan kirli oyun olduğunu iddia ediyorlar. İşin acıklı yanı Çin’in zulmünü kınamalarının yerine Uygur Milli Hareketinin Liderlerini suçlamaktan çekinmiyorlar. ABD’nin ve diğer batılı güçlerin oyunları olduğurnu öne sürüyorlar. Sizin bu suçlama ve iftiralara karşı görüşünüz nedir = Ayrıca son olarak Türk kamuoyuna bir mesajiniz ve çağrınız var mı?
Türkiye’de bütün kesimlerin Doğu Türkistan hakkında yeterince ve iyi derece’de bilgi sahibi olmadığımı düşünüyorum. İfade ettiğiniz gibi bunlardan küçük bir kesim ve şahıslar Çin’in baskı ve soykırımlarını görme yerine gözü kapalı bir şekilde ABD.başta batılı ülkeleri ve ya İsrail’i suçluyor. Aslında bizim Uygurlarda da böyle düşünenler azınlıkta olsa da yok değil. İslamcı olduğunu iddia eden  bir arkadaşım bana şöyle  demişti: “Biz Doğu Türkistanlı demeyelim. Türk demiyelim. Uygur demiyelim. Bu kavmiyetçilik milliyetçiliktir,dolayısiyle ırkçılıktır de  oluyor. İslam’a uygun değil. Bunun yerine ‘Sincani’ diyelim.”
Ben bu arkadaşıma verdiğim cevap şöyle olmuştu ; “Tamam o zaman siz de bizimle Türkçe konuşmayın. Çince konuşun. Madem Türk değilsiniz.”
Türklüğü ben seçmedim. Atalarımızdan , Anne ve babamızdan aldık biz bu dil ve kültürü. Ecdatlarımızdan kalan bir miras bu. Yaradanımız Allah bizi Türk olarak yarattı.Yarıtılmak bizim elimizde değildir. Türklük, Allah’ın bize lütfettiği bir takdirdir. Ben Türkiye’de bazılarından şu cümleleri de duydum . Doğu Türkistan’daki olaylardan bize ne ? Bütün bunlar ABD.’nın oyunu olduğunu öne sürüyorlar. Bakın ben 39 yıl Doğu Türkistan’da yaşadım. Ama bir tane Amerikalı’nın gelip bana veya bir başka Uygur Kardeşime para- pul verdiğine şahit olmadım. Çin’in her yerinde ABD.Firmalarının kurduğu fabrikası var. ABD.Uygur Türkleri de çalışsın bizden nemalansın,diye Doğu Türkistan’da açtığı bir tek Fabrika veya işletme yoktur. Ya bu ABD biz Uygurlara nasıl destek oldu ? Bize nasıl para verdi? Ne zaman ve nerede bizi ajan yaptı? Biz ABD.lerinin böyle bir girişimine veya böyle bir olaya rastlamadık şimdiye kadar

Zaten Doğu Türkistan’da internet ve telefon yasak. Artık insanların biraz gerçekçi olmasını istiyorum. Türkiye politikası yüzünden, buradaki kamplaşmalar yüzünden Doğu Türkistan’a önyargılı yaklaşmasınlar.  Bizlere renkli gözlükle bakmasınlar   lütfen.
Bakın bizim Doğu Türkistan ve Türklük davamız bizim kendi davamızdır. Ama aynı zamanda Allah’ın verdiği bir davadır de. Çünkü Allah bizi Türk yaratmış. Bundan vazgeçemezsin. Bunu değiştirimeniz mümkün değil. Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin de bunda  bir suçu  yoktur.
Ben siyasi görüşü ne olursa olsun; insanlarımızın Doğu Türkistan ve Uygur Türkleri meselesine dini ve Milli açıdan bakmasa, bile olaya; sadece ve sadece insanlık açısından bakmalarını ve bu sorunu insani açıdan değerlendirmelerini rica ediyorum kendilerinden.

A.Eyyup
Sizi çok yorduk.Ama güzel, en yeni ve güncel bilgilere ulaştığımızı düşünüyoruz.Size çok teşekkür ediyoruz.
Ben de sizlere teşekkür ediyorum.Bu fırsatı bizlere verdiğiniz için. Ülkemi ve zulüm altındaki halkımın sorunlarını onların ah-u feryatlarını ve dramatik durumlarını bir parça olsun,  kamu oyu ile payalaşabildi isem,bundan çok büyük bir mutluluk duyarım.Ülkemin ve halkımın dert elem ve sorunlarını yurt dışında uluslar arası topluma özellikle Türkiye’de yaşayan Kardeşlerime duyurmak her Uygur Türkü Aydın gibi benim de görevimdir,diye düşünüyorum.

BİTTİ(Abdulveli Eyyup ile sohbet,5. ve son  bölüm ile sona bitmiştir.)

kaynak: uyghurnet.org